SİNE81 Haber | TV
Zeynep Kaya
Zeynep Kaya
07.06.2026 00:02:25

Bu Şehrin Asıl Sermayesi

Düzce'nin zenginliklerinden söz edildiğinde akla önce fındık gelir. Sonra fabrikalar, organize sanayi bölgeleri, verimli topraklar, ormanlar ve turizm potansiyeli sıralanır. Oysa bu şehrin en büyük sermayesi ne fındığıdır ne de fabrikaları. Asıl sermayesi insandır. Sabahın ilk ışıklarıyla tarlasına giden üretici, vardiya çıkışında evine yetişmeye çalışan işçi, dükkânının kepengini açan esnaf, çocuğunun geleceği için didinen anne ve baba... Düzce'nin gerçek hikâyesi aslında bu insanların hikâyesidir. Bugün şehirde dolaşırken koca koca kelimeler duyuyoruz. Vizyonlar, stratejiler, kalkınma planları, mega projeler... Kimi tamamlanıyor, kimi yarım kalıyor, kimi ise yıllardır konuşulmasına rağmen bir türlü gerçeğe dönüşemiyor. Her seçim döneminde yeni bir umut, her toplantıda yeni bir hedef açıklanıyor. Fakat vatandaşın zihninde kalan çoğu zaman söylenenler değil, hayata geçenler oluyor. Belki de bu yüzden Düzceli'nin ölçüsü farklıdır. O, kürsülerden yükselen iddialı cümlelere değil; açılan fabrikaya, biten yola, iş bulan gence, ürününü değerinde satabilen çiftçiye bakar. Çünkü hayatın içinde yaşayan insanlar için sonuç, vaatten her zaman daha kıymetlidir. Bu şehir birçok badire atlattı. Depremler gördü, ekonomik dalgalanmalar yaşadı, göç aldı, göç verdi. Ama her seferinde yeniden ayağa kalkmayı başardı. Çünkü Düzce'nin mayasında çalışkanlık var. Şikâyet etmekten çok üretmeyi tercih eden insanların şehridir burası. Ancak kabul etmek gerekir ki sahip olduğumuz potansiyelin tamamını henüz ortaya çıkarabilmiş değiliz. İstanbul ile Ankara arasında böylesine stratejik bir noktada bulunan, sanayisi büyüyen, tarımı güçlü, turizm açısından önemli avantajlara sahip bir şehrin çok daha büyük ekonomik başarı hikâyeleri yazabilmesi gerekir. Bazen elimizdeki imkânları yeterince değerlendiremediğimizi düşünüyorum. Doğal güzelliklerimiz var ama yeterince tanıtamıyoruz. Tarımsal gücümüz var ama markalaşmakta zorlanıyoruz. Üretimimiz var ama katma değeri daha yüksek alanlara yönelmekte geç kalıyoruz. Oysa mesele sadece yatırım çekmek değildir. Mesele, eldeki değeri büyütebilmektir. Bir şehri büyüten beton değil, insandır. Bir şehri kalkındıran bina değil, emektir. Bir şehri geleceğe taşıyan şey ise makamlar değil, karakterdir. Bu nedenle Düzce'nin geleceği konuşulurken önce Düzceli konuşulmalıdır. Çünkü bu şehrin en güçlü yanı yolları, binaları ya da bütçesi değil; gerektiğinde omuz omuza verebilen insanlarıdır. Belki de asıl mesele budur. Yeni projeler elbette yapılacaktır. Yeni yatırımlar da gelecektir. Fakat bunların hepsinden daha kıymetli olan, bu şehrin insanına güvenmektir. Çünkü Düzce'nin asıl sermayesi hâlâ insanıdır. Ve o sermaye, doğru değerlendirildiğinde bu şehri bugün olduğundan çok daha ileriye taşıyacak güçtedir.