SİNE81 Haber | TV
Ayşe Demir
Ayşe Demir
23.07.2026 21:51:46

Düzce'nin Kimliği Nüfus Kâğıdına Sığmaz

Türkiye'de bazı şehirler tek bir kültürle anılır. Adını duyduğunuz anda zihninizde bir türkü, bir yemek ya da tek bir gelenek canlanır. Düzce ise böyle bir şehir değildir. Onu tek bir kelimeyle anlatmaya kalktığınız anda eksik bırakırsınız. Bu şehir, yıllar boyunca farklı coğrafyalardan gelen insanların ortak yurdu oldu. Kafkasya'dan kopup gelenler de burada yuva kurdu, Karadeniz'in dağlarından inenler de, Balkan muhacirleri de... Her biri kendi dilini, mutfağını, düğününü, türküsünü ve hayat anlayışını beraberinde getirdi. İlginç olan ise bunların birbirini bastırmadan aynı toprağa kök salabilmesiydi. Bugün Düzce'nin herhangi bir köyüne gidin. Aynı masada farklı göç hikâyelerine sahip insanların oturduğunu görürsünüz. Bayramlaşırken aynı samimiyet vardır; cenazede aynı omuz verilir; düğünde herkes aynı coşkuyla ayağa kalkar. İsimler değişir, ezgiler değişir, oyunlar değişir ama komşuluk değişmez. Belki de Düzce'nin en büyük başarısı budur. Kültürel farklılıkları bir yarışa dönüştürmeden, ortak bir hayatın parçası hâline getirebilmiş olması. Bunun kıymetini en çok şehir dışından gelenler fark ediyor. Birkaç gün geçiren misafirler, bu kadar farklı kültürün aynı sokakta yaşayabilmesine şaşırıyor. Biz ise alışkanlığın verdiği rahatlıkla bunu sıradan kabul ediyoruz. Oysa sıradan sandığımız şey, aslında Düzce'yi Türkiye'de özel bir yere koyuyor. Şehirler yalnızca yatırım çekerek büyümez. Hafızalarını koruyabildikleri ölçüde güçlü kalırlar. Bir horon ekibinin çalışması, bir Çerkes düğününün yaşatılması, bir Abhaz yemeğinin yeni kuşaklara öğretilmesi ya da eski bir köy geleneğinin devam ettirilmesi; bunların her biri yeni bir bina yapmak kadar değerlidir. Çünkü biri şehrin siluetini, diğeri ruhunu inşa eder. Bugün çocuklarımız dünyanın her yerinden müzik dinliyor, her ülkenin mutfağını tanıyor. Bu güzel bir imkân. Fakat kendi yaşadığı şehrin kültürünü tanımadan büyüyen bir nesil, en yakınındaki hazineyi görmeden uzak diyarlara hayran kalabilir. Düzce'nin geleceğiyle ilgili çok konuşuyoruz. Sanayi konuşuyoruz, turizmi konuşuyoruz, ulaşımı konuşuyoruz. Bunların hepsi gerekli. Fakat bir gün geriye dönüp baktığımızda, bizi gerçekten anlatacak olan şey açılan fabrikalar değil; yaşayabilmiş gelenekler olacak. Çünkü şehirler haritalarda sınırlarla gösterilir. Kimlikleri ise insanlar yaşattığı sürece var olur.