Mehmet Öztürk
09.08.2026 20:57:25
İYİ Parti Ne Kadar İyi, Yeni Parti Ne Kadar Yeni?
Türk siyasetinde isim koymak kolaydır.
Partinin adını “İYİ” koyarsınız, iyi siyaset yaptığınız varsayılır. “Yeni” koyarsınız, eskiyle bütün bağlarınızı koparmışsınız gibi davranılır.
Oysa seçmenin bakması gereken yer tabela değil, tabelanın altıdır.
Önce İYİ Parti'den başlayalım.
Çünkü Düzce, İYİ Parti'nin nereden nereye geldiğini görmek için oldukça çarpıcı bir örnek.
2019 yerel seçimlerinde İYİ Parti'nin Düzce Belediye Başkan adayı Ömer Küçük 26 bin 280 oy aldı. Oy oranı yüzde 27,97'ydi.
Beş yıl geçti.
2024'te İYİ Parti'nin Düzce Belediye Başkan adayı Mehmet Keleş'in aldığı oy 6 bin 286'ya, oranı yüzde 6,13'e düştü.
Yaklaşık 20 bin seçmen gitmiş.
Beş yılda yaklaşık 22 puan erimiş.
Şimdi soralım:
Bir siyasi parti beş yılda oyunun böylesine büyük bölümünü kaybediyorsa gerçekten “iyi” yönetilmiş midir?
Dahası var.
2019'da İYİ Parti'nin Düzce adayı Ömer Küçük'tü. Küçük'ün siyasi geçmişinde ANAP vardı, AK Parti'de belediye başkan aday adaylığı vardı, MHP vardı.
2024'e gelindiğinde bu kez aday Mehmet Keleş oldu.
Keleş kimdi?
Düzce'nin yıllarca AK Parti'den belediye başkanlığını yapmış ismiydi.
Burada mesele Ömer Küçük'ün veya Mehmet Keleş'in şahsı değildir. Her siyasetçi parti değiştirebilir.
Mesele başka:
“Alternatifim” diyen bir siyasi hareket, Düzce'de kendi siyasi kadrolarını yetiştirmek yerine neden sürekli başka siyasi geleneklerin tanınmış isimlerine ihtiyaç duydu?
İYİ Parti Düzce'de yeni bir siyaset okulu kurabildi mi?
Yeni belediye başkan adayları yetiştirebildi mi?
Mahallelerden, köylerden, gençlerden yeni isimleri Düzce siyasetinin önüne çıkarabildi mi?
Yoksa seçim geldiğinde yine telefon rehberi açılıp “Düzce'de kimi herkes tanıyor?” diye mi bakıldı?
Sonuç ortada.
2019: yüzde 27,97.
2024: yüzde 6,13.
İl Genel Meclisi: yüzde 5,51.
Yığılca Belediye Başkanlığı: yüzde 4,05.
Rakamların siyasi polemiği olmaz.
Ve siyaset yalnızca iktidara hesap sormak değildir. Bazen aynayı kendinize çevirip “Biz nerede yanlış yaptık?” diyebilmektir.
İYİ Parti'nin Düzce'de asıl cevaplaması gereken soru budur.
Çünkü yüzde 28'e yaklaşmış bir siyasi hareketin beş yıl sonra yüzde 6'ya düşmesini sadece Türkiye'deki siyasi konjonktürle açıklayıp geçemezsiniz.
Ortada ciddi bir siyasi sermaye kaybı vardır.
Üstelik İYİ Parti örneği bugün kurulan partilere de ders olmalıdır.
Gelelim Yeni Parti'ye...
Adında “yeni” yazması insanı ister istemez umutlandırıyor.
Fakat “yeni” dediğiniz yapıyı eski partilerin eski milletvekilleri, eski il başkanları, eski yöneticileri ve yıllardır siyasetin içerisinde bulunan isimlerle dolduruyorsanız seçmen doğal olarak soracaktır:
Neresi yeni?
Burada da aynı hataya düşmemek gerekiyor.
Tecrübe kötü değildir.
Eski siyasetçi olmak da suç değildir.
Ama eski kadroları yeni bir tabelanın altında toplayıp bunu “yeni siyaset” diye pazarlamak başka bir şeydir.
Siyasette yenilik nüfus cüzdanıyla da ölçülmez, partinin kuruluş tarihiyle de.
Yeni olmak; yeni bir teşkilat anlayışı kurmaktır.
Yeni insanları siyasete kazandırmaktır.
Gençleri pankart asmak için değil karar vermek için masaya oturtmaktır.
Liyakati sadakatin önüne koymaktır.
Başarısız yöneticiyi koltuğunda tutmamaktır.
Ve en önemlisi, başka partilerde eskimiş siyasi kadroları toplayarak kısa yoldan teşkilat kurmaya çalışmamaktır.
İYİ Parti'nin Düzce hikâyesi tam da bu yüzden Yeni Parti açısından okunması gereken bir siyasi derstir.
Çünkü siyasette tabela sizi bir yere kadar taşır.
Sonra kadro gerekir.
Fikir gerekir.
Teşkilat gerekir.
Güven gerekir.
Ve sonunda sandık gelir.
O sandık bazen tek bir rakamla sayfalarca siyasi analizden daha fazlasını söyler:
Yüzde 27,97'den yüzde 6,13'e.
O halde başlıktaki iki soruyu yeniden soralım:
İYİ Parti ne kadar iyi?
Yeni Parti ne kadar yeni?
Birincisinin cevabını Düzce'de sandık kısmen vermiş görünüyor.
İkincisinin cevabını ise zaman verecek.
Ama Türk siyasetinin artık şunu öğrenmesi gerekiyor:
Eski siyasetçiye yeni rozet takınca siyaset yenilenmiyor.
Partinin tabelasına “İYİ” yazınca da işler kendiliğinden iyi gitmiyor.
