İnce Kalem
16.10.2026 14:12:59
İktidarın Hesabı, Vatandaşın Faturası

Bir ülkenin ekonomisi, akşam mutfağında sessizce yeniden hesaplanır. Alınacakların yanına ertelenecekler yazılır; küçük bir ihtiyaç, bir sonraki aya taşınır. Siyasetin büyük rakamlarıyla hayatın küçük hesapları aynı masaya oturmadığında, açıklamalar çoğalır, güven eksilir.
Eylül 2026 TÜFE verisi önümüzde: Fiyatlar aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73 arttı. TÜİK bülteninin TESK tarafından yayımlanan nüshasında gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 27,62; konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda yüzde 39,99 olarak yer alıyor. Gıda grubunda aylık yüzde 0,20 düşüş de aynı tabloda bulunuyor. Eleştiri yaparken bu ayrıntıyı saklamaya ihtiyacımız yok. Bütün tablo zaten yeterince ağır.
Enflasyon oranıyla fiyat düzeyi arasındaki farkı da açık tutalım. Artışın yavaşlaması, geçmişte yükselmiş fiyatları kendiliğinden aşağı indirmez. Gelirin satın alma gücü ayrıca değerlendirilir. Tek bir genel endeks, her hanenin kira, beslenme ve ulaşım yükünü aynı biçimde anlatamaz. Tam da bu yüzden hükümetin başarısı, yalnızca göstergenin yönüyle anlatılamaz; geçim üzerindeki somut etkisi de ortaya konmalıdır.
İktidardan beklenen, vatandaşın sabrını ekonomik programın görünmez kaynağı gibi kullanmaktan vazgeçmesidir. Sabır tükenebilir, ihtiyaç beklemez. Bir aileye ertelenmiş refah anlatırken bugünkü kaybın nasıl telafi edileceğini söylememek, yönetmenin ağır sorumluluğunu vatandaşa devretmektir. Bu yaklaşımı kabul etmiyorum.
Ekonomi yönetimi hangi yükün hangi kesime düştüğünü açıkça göstermeli. Alınan önlemlerin dar gelirli haneler üzerindeki etkisi, açıklanan hedeflerin gerçekleşme durumu ve sapmaların nedenleri düzenli biçimde paylaşılmalı. Hedef değişiyorsa bunun hesabı verilmeli. Başarı hanesine yazılan her iyileşmenin yanında, ödenen toplumsal bedel de görünür olmalı.
Hükümeti eleştirmek için görünmez düşman hikâyelerine, kişisel hakarete veya doğrulanmamış suçlamalara ihtiyaç yok. Kamu gücünü kullananın hesabını istemek yeterince güçlü bir siyasi tutum. Kararı alan, sonucunu üstlenecek. Yetkiyle sorumluluğun arasına kalabalık açıklamalar yığmak, vatandaşın faturasını hafifletmez.
Muhalefet de aynı ciddiyet sınavından geçmeli. Daha iyi bir hayat vadeden herkes, bunun maliyetini, kaynağını ve uygulanabilir takvimini anlatmalı. Birbirini bastıran seslerin arasında memleketin ihtiyacı, ölçülebilir sözün yeniden kıymet kazanması. Umut, adına güvenilmesi istenen bir kişiden önce, hesabı sorulabilen bir yönetim düzeninde büyür.
Bu nedenle kamuoyuna anlaşılır bir geçim bilançosu sunulmasını istiyoruz: Politikaların gelir gruplarına etkisi, desteklerin erişimi ve alım gücündeki değişim açıkça tartışılsın. Veriyle itiraz eden yurttaş, yönetimin önünde engel sayılmasın. İtirazı dinlemek, yönetme ehliyetinin en temel işaretlerinden biridir.
Türkiye’nin insanı kendi hayatının küçülmesini büyük sözlerle karşılamaya mecbur bırakılamaz. Hükümetin önünde açık bir görev duruyor: Programını insanın sofrasında, evinde ve yarın duygusunda sonuç verecek biçimde yürütmek ve her adımın hesabını vermek. Faturayı ödeyen vatandaşın, hesabı sormaya da hakkı var.
Dayanak: TÜİK, Tüketici Fiyat Endeksi, Eylül 2026; TESK’nin yayımladığı bülten nüshası: https://www.tesk.org.tr/resimler/soneko/ayl%C4%B1ktuketici.pdf
Bu yazı SİNE81 Siyaset editoryal imzasıyla yayımlanan görüş yazısıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Görsel: SİNE81 medya havuzundan pazar fotoğrafı; temsili arşiv görselidir.
