İş Dünyası
16.10.2026 14:15:46
Kepengin Ardında Kalan Hesap

Bir işletmenin tabelası asılırken gelecek zaman kullanılır: Üreteceğiz, büyüteceğiz, çalıştıracağız. Kayıt defterine kapanış işlendiğinde o fiillerin çevresinde biriken emek de düşünülmeli. Ekonomiyi yönetenlerin masasında, kuruluş kadar devam edebilmenin hesabı bulunmalı.
TOBB’un Ağustos 2026 verilerine ilişkin açıklamasında, kapanan şirket sayısının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,3 arttığı görülüyor. Aynı açıklamanın başlığı, yılın ilk sekiz ayında kurulan şirket sayısındaki yıllık yüzde 6,4 artışa işaret ediyor. Karşılaştırma dönemleri farklı; bu iki oran birbirinden çıkarılarak bir sonuç üretilemez. Biri ağustosun kapanışlarına, diğeri ocak–ağustos kuruluşlarına ilişkin. İkisini birlikte okumak, hem yeni girişimleri hem devamlılık meselesini görmemizi sağlar.
Kapanan her şirketi iflas etmiş saymak da yanlış olur. Bu kayıt, tek başına kapanış nedenini ve istihdam üzerindeki net etkiyi anlatmaz. Veriyi siyasi öfkenin içinde eğip bükmeye gerek yok. Sormamız gereken soru daha ciddi: Yeni açılan işletmelerin ayakta kalma şartlarını ve kapanışların nedenlerini ne kadar ayrıntılı izleyebiliyoruz?
Hükümetten beklediğimiz, şirket kuruluşunu bir başarı fotoğrafı olarak sunmanın ötesine geçen bir ekonomi yönetimi. İşletme açılırken verilen sözün devamında öngörülebilir kurallar, anlaşılır destek şartları ve erişilebilir bilgi bulunmalı. Girişimci yarının kararını verebilmek için bugünün kuralının ne kadar süreceğini bilmek ister. Belirsizliğin maliyeti, bilanço satırlarına sığsa da insanların hayatına yayılır.
Finansmana erişim, tahsilat süresi, enerji ve iş gücü maliyeti gibi başlıklar sektörel verilerle birlikte ele alınmalı. Tek bir kapanış oranından bütün bu nedenlere dair kesin hüküm çıkaramayız. Ancak ekonomi yönetiminin bu sorulara ayrıntılı cevap üretmesini istemek için yeterli gerekçemiz var. Üretimin nabzını yalnızca toplam sayılardan dinleyen bir yaklaşım, küçük işletmenin ritmini kaçırır.
Kamu destekleri de sonuçlarıyla tartışılmalı. Hangi ölçütle kimlerin yararlandığı, desteğin ne kadarının üretime ve istihdama dönüştüğü, işletmenin ne süreyle faaliyetini sürdürebildiği izlenmeli. Ticari sırlar korunabilir; kamunun parasının etkisi yine de açıklanabilir. Bu ikisini birbirine engel gibi göstermek, hesap vermeyi gereksiz yere zorlaştırır.
Sert söyleyelim: Üreten insanı her güçlükte biraz daha dayanması gereken sınırsız bir kaynak gibi gören yönetim anlayışı kabul edilemez. İşletmenin kapısını her sabah açan kişi, belirsizliğe kahramanlık yapmak zorunda bırakılmamalı. Ekonomi politikasının sınavı, o kapının sürdürülebilir koşullarda açılabilmesini sağlamaktır.
Muhalefetin önerileri de aynı masaya gelsin. Daha fazla destek isteyen, kaynağını; daha düşük maliyet vadeden, geçiş planını anlatsın. İş dünyasının ihtiyacı, alkışla büyüyen bir vaat listesi kadar, maddeleri sınanabilen bir çalışma programı. Kamuoyu da olumlu veriyi teslim edip olumsuz verinin hesabını aynı kararlılıkla sorabilmeli.
Bir tabelanın ışığı, ardında düzenli çalışan insanlarla anlam kazanır. Türkiye’nin üretim gücünü korumak isteyenler kuruluş töreninden sonra da aynı dikkatle sahayı izlemeli. Kapanışların nedenini bilmek, açık kalanların önündeki engeli görmek ve politikanın sonucunu açıklamak hükümetin sorumluluğu. O sorumluluğun yerine geçecek kadar parlak bir kürsü cümlesi yok.
Dayanak: TOBB, “Kurulan şirket sayısında geçen yılın aynı dönemine göre %6,4 artış oldu”, Ağustos 2026 istatistiklerine ilişkin açıklama, 18 Eylül 2026. https://www.tobb.org.tr/Sayfalar/Detay.php?lst=Haberler&rid=15843
Bu yazı SİNE81 İş Dünyası editoryal imzasıyla yayımlanan görüş yazısıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Görsel: SİNE81 medya havuzundan ticaret hayatını temsil eden pazar fotoğrafı; arşiv görselidir.
